Perikles’in trajedisi

Perikles (MÖ 490’lı yılların ortaları-MÖ 429), yaygın olarak demokrasi kavramıyla birlikte anılagelir. ‘Demos’ kelimesi, halktan çok, halkın yoksul kesimine vurgu yapar ve Perikles’in, yoksul yurttaşlara yönelik teşvikleri, onun siyasetinin ayırıcı özelliklerinden biri olarak görülür. Ama daha önemlisi Peloponnesos Savaşı’nın komutanı ve siyasi sorumlusu olmasıdır. Günümüzde ise Peloponnesos Savaşı’nın önemi hem bir iç-savaş olarak hem de emperyal yayılmacılığın ortaya çıkışı bakımından artmaktadır. Perikles başarılı olsaydı, imparatorluk, Roma’da değil Atina’da doğmuş olacaktı.
Antik Atina uzmanı Thomas R. Martin, ‘Perikles’ biyografisinde, Perikles’i ayırıcı kılan özelliğin, ikna becerisinde, bilgi temelli akıl yürütmesinde ortaya çıktığına odaklanıyor. Çünkü siyasetçi, herkesin anladığı dilden konuşur. Eupolis, onun için, “İkna, Perikles’in dudaklarında otururdu” demiş. Martin’e göre, Perikles’in yetişmesinde Sofistler ile Elalı Zenon ve Anaksagoras önemli rol oynamış. Bu durum da bize, filozof ile kral arasındaki ilişkinin Platon’dan önce başladığını gösterir.

Perikles’in trajedisi

Perikles’le ilgili yazılmış ilk biyografi, Plutarkos’a ait; ‘Paralel Yaşamlar’. En önemli antik kaynak ise Thukdides’in ‘Peloponnesos Savaşı’. Ondan geriye kalan tek metin, ‘Perikles’in Cenaze Söylevi’, bu kitapta yer alır.
Plutarkos’a göre, Perikles, “Ününü kişiliğinde birçok yüksek niteliği birleştirmiş olmasına borçlu”dur. Bu yüksek nitelikler, siyasetin temel erdemleri ya da yasaları olarak görülebilir. Bu erdemlerden birini, Plutarkos, “Başını zora sokabilecek durumlardan kaçınmak” olarak tanımlar. Yine “Halklarının aptallıklarına ve görevdeki meslektaşlarının saçmalıklarına dayanma yeteneği”, ona göre Perikles’in bir başka erdemidir. Bir başka erdem ise “Sürekli birliktelikten doğan doygunluktan kaçınmak” edimidir. Çünkü “Yakın ilişkilerde salt görünüş uğruna üstlenilen ağırbaşlılık havasını sürdürmek çok güçtür”.
Plutarkos’un Perikles’te gördüğü erdemlerden biri de neyi nasıl konuşacağı konusunda çok dikkatli olduğuna ilişkindir: “Tartışma altındaki soruna uymayan tek bir sözcüğün bile dikkatsizce ağzından kaçmaması için” tanrılara dua eder.

Martin, Perikles’in çocukluğunda tanık olduğu en önemli kaygının sürgüne gönderilmek olduğunu ileri sürüyor ve Peloponnesos Savaşı’na bu nedenle sürüklendiğini… Bunun ne demek olduğunu anlamak için şu nüansı belirtmemiz gerek. Antik Yunan’da, tiranın cezalandırılması yasası vardı. Romalılar bunu değiştirerek yerine mazlumu öldürme yasasını getirir. Bugünkü dünya ikincisine ait.
Perikles’i bugün siyaset teorisi bakımından önemli kılan, bu biyografik özellikler gibi görünüyor. Evlilik dışı ilişkisi olan Aspasia’ya olan aşkı da kayıtlara geçmiştir. Martin bu kısmı etkileyici biçimde irdeliyor. İlk eşi ile evlilik yaşamları anlaşma içinde sürmemiş, birlikte yaşamayı sevememişler. Plutarkos ise “Perikles, Aspasia’yı harika bir duyguyla sevdi” diyor. Ama ilk eşinden olan çocuklarını yönetemiyor; tarihe ikna etme özelliğiyle geçmiş Perikles oğlunu ikna edemiyor. Büyük oğlu, babayı, gelinini baştan çıkarmakla suçlayacaktır. Bu da Perikles’in trajedisi.

Perikles’in trajedisiPERİKLES
Thomas R. Martin
Çeviren: Ülke Evrim Uysal
İş Bankası Kültür Yayınları, 2021
288 sayfa, 75 TL.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön